Skip to main content

Cradle Of Filth Ghost In The Fog Türkçe Çeviri

Cradle Of Filth Ghost In The Fog Türkçe Çeviri

"The Moon, she hangs like a cruel portrait
Soft winds whisper the bidding of trees
As this tragedy starts with a shattered glass heart
And the Midnightmare trampling of dreams
But oh, no tears please
Fear and pain may accompany Death
But it is desire that shepherds it's certainty
As We shall see..."

She was divinity's creature
That kissed the cold mirrors
A Queen of Snows
Far beyond compare
Lips attuned to symmetry
Sought Her everywhere
Dark liqoured eyes
An Arabian nightmare...

She shone on watercolours
Of my pondlife as pearl
Until those who couldn't have Her
Cut Her free of this World

That fateful Eve when...
The trees stank of sunset and camphor
Their lanterns chased phantoms and threw
An inquisitive glance, like the shadows they cast
On my love picking rue by the light of the moon

Putting reason to flight
Or to death as their way
They crept through woods mesmerized
By the taffeta Ley
Of Her hips that held sway
Over all they surveyed
Save a mist on the rise
(A deadly blessing to hide)
Her ghost in the fog

They raped left...
(Five men of God)
...Her ghost in the fog

Dawn discovered Her there
Beneath the Cedar's stare
Silk dress torn, Her raven hair
Flown to gown Her beauty bared
Was starred with frost, I knew Her lost
I wept 'til tears crept back to prayer

She'd sworn Me vows in fragrant blood
"Never to part
Lest jealous Heaven stole our hearts"

Then this I screamed:
"Come back to Me for
I was born in love with thee
So why should fate stand in between?"

And as I drowned Her gentle curves
With dreams unsaid and final words
I espied a gleam trodden to earth
The Church bell tower key...

The village mourned her by the by
For She'd been a witch
Their Men had longed to try
And I broke under Christ seeking guilty signs
My tortured soul on ice

A Queen of snow
Far beyond compare
Lips attuned to symmetry
Sought Her everywhere
Trappistine eyes
An Arabian nightmare...

She was Ersulie possessed
Of a milky white skin
My porcelain Yin
A graceful Angel of Sin

And so for Her...
The breeze stank of sunset and camphor
My lantern chased Her phantom and blew
Their Chapel ablaze and all locked in to a pain
Best reserved for judgement that their bible construed...

Putting reason to flight
Or to flame unashamed
I swept form cries
Mesmerized
By the taffeta Ley
Or Her hips that held sway
Over all those at bay
Save a mist on the rise
A final blessing to hide
Her ghost in the fog

And I embraced
Where lovers rot...
Her ghost in the fog

Her ghost in the fog




Sisteki Hayaleti

"Ay acımasız bir tablo gibi duruyor
Yumuşak rüzgarlar ağaçların emrini fısıldıyor
Bu trajedinin kırık, cam bir kalple
ve rüyaların gece yarısı kabusuyla ezilmesiyle başlaması gibi
Ama oh, gözyaşı olmasın lütfen
Korku ve acı Ölüm'e eşlik edebilir
Fakat kesinliğinin çobanı(önderi) arzudur
Göreceğimiz gibi..."

O (bir kadın) soğuk aynaları öpen
Kutsallığın yaratığıydı
Karlar Kraliçesi
Kıyaslanamaz
Simetrik dudaklar
Her yerde aradım onu
Koyu likörlü gözler
Bir Arap kabusu...

Benim aptal hayatımın
Suluboyalarında inci gibi parlardı
Ta ki ona sahip olamayanlar
Onu bu dünyadan ayırana kadar

O ölümcül Havva...
Ağaçlar günbatımı ve kafur gibi pis kokarken
Onların fenerleri hayaletleri kovaladı ve
Meraklı bakışlar fırlattı, aşkımın üzerinde
Yarattıkları gölgeler gibi, Ayışığında pişmanlık toplayarak

Onların yolu uçuşa&kaçışa
ya da ölüme mantık yerleştirerek
Büyülenmiş bir şekilde ormanda sürünmektir
Mükemmel kıyafetli kalçalarının yanında
Ki gördüğü her şey üzerinde hakimiyeti vardı
Yükselen sis dışında
(Saklanılacak ölümcül bir lütuf)
Sisteki hayaleti

Tecavüz ettiler...
(Tanrı'nın beş adamı)
...Sisteki hayaleti

Şafak orada buldu onu
Sedir'in bakışları altında
İpek elbise yırtılmış, kuzgun saçları
elbisesine düşmüş, güzelliği çırılçıplak
Yıldızlar altında donmuş, kaybolduğunu biliyordum
Gözyaşları duaya dönüşene kadar ağladım

Mis kokulu kanıyla yeminler ederdi
"Hiç ayrılmamak üzere
Kıskanç gök kalplerimizi çalarsa diye"

Sonra haykırdım:
"Bana geri dön çünkü
Senin aşkınla doğdum
Neden kader aramıza girsin?"

ve ben onun nazik kıvrımlarını boğarken suda
Söylenmemiş rüyalar ve son sözlerle
Yerde ezilmiş bir parıltı gördüm
Kilise kulesinin anahtarı...

Aklıma gelmişken, kasaba onun için yas tuttu
Çünkü o tam bir cadıydı
Erkeklerin deneme isteğiyle yanıp tutuştuğu
ve İsa'nın altında suçluluk izleri arayan
İşkence edilmiş ruhumu buzlar üstünde kırdım

Bir Kar kraliçesi
Kıyaslanamaz
Simetrik dudaklar
Her yerde aradım onu
Trappist gözler
Bir Arap kabusu...

Ersulie'nin şeytan tarafından ele geçirilmiş haliydi
Süt gibi beyaz ten
Porselen Yin'im
Zarif bir Günah Meleği

Ve onun için...
Esinti günbatımı ve kanfur gibi pis koktu
Fenerim onun hayaletini kovaladı ve
Onların küçük kilisesini alevlere verdi
Hepsi acı içinde kilitlenmişlerdi
İncillerinin vadettiği kıyamete(hükme) en iyi şekilde saklanmış olarak

Uçuşa&kaçışa ya da utanmaz aleve
Mantık yerleştirerek
Sürüklendim çığlıklarla
Büyülenmiş bir şekilde
Mükemmel kıyafetli kalçalarının yanında
Ki koydaki her şey üzerinde hüküm sahibiydi
Yükselen sis dışında
Saklanacak son bir lütuf
Sisteki hayaleti

ve kucakladım
Aşıkların çürüdüğü yerde...
Sisteki hayaletini

Sisteki hayaleti